anasayfa anasayfa anasayfa anasayfa anasayfa  
• Başkent Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yenilikçilik Merkezi Konuşması
Günümüzde bilim, teknoloji ve yenilik yapma yeteneği, özetle AR - GE faaliyetleri rekabet üstünlüğünün ve sürdürülebilir sosyo - ekonomik gelişmenin en önemli etkenlerinden biri haline gelmiştir. Bu nedenle, ülkemizin kalkınma hedefleri arasında Ar - Ge ve yenilikçilik bilinci ve üniversite - sanayi iş birliğinin geliştirilmesi öncelik taşımaktadır.

2007 - 2013 yıllarını kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı da dahil olmak üzere bugüne kadarki bilim ve teknoloji politikalarımızın temel amacı, özel sektörün AR - GE ve yenilik yeteneğini artırmak, bilim ve teknolojide yetkinleşmek ve bu yetkinliği ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürmek olarak belirlenmiştir.

Şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki; son on yıllık dönemde ülkemizde bilim, teknoloji ve yenilik alanında önemli bir güç ve kapasite oluşturma yönünde çok önemli adımlar atılmış ve bu alana ayrılan kaynak önemli ölçüde artırılmıştır. Ar - Ge ve yenilikçilik faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik ‘kamu yatırımları’ 2003 yılındaki sadece 238 milyon TL düzeyinden 2012 yılında 7.5 kat artışla yaklaşık 1.8 milyar TL seviyesine yükseltilmiştir. Ar - Ge yatırımlarının sonuçlarının orta ve uzun vadede gerçek etkilerini gösterdiği göz önüne alınırsa, atılan bu kararlı ve cesur adımlar ülkemizi önümüzdeki dönemde çok daha üst seviyelere çıkaracaktır. 

Bildiğiniz üzere hükümetimiz 2023 vizyonunu ortaya koymuş ve bu vizyonda 2023 yılında dünyanın en gelişmiş ilk 10 ekonomisinden birisi olma ve ihracatında 500 milyar $’a çıkartma hedefini belirlemiştir. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde özellikle bilim ve teknoloji alanına önem verilerek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi faydaya dönüştürebilen bir ekonomi olmanın gerekliliği açıktır. Bu nedenle, Ar - Ge için ayrılan kaynakların GSYİH içindeki payının 2010 yılındaki yüzde 0,84 seviyesinden 2023 yılında yüzde 3’e yükseltilmesi ve bu kaynakların da üçte ikisinin özel sektörce karşılanması hedeflenmiştir. Aynı zamanda, bilimsel ve teknolojik gelişmede en önemli kaynak olan insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla, tam zamanlı çalışan Ar - Ge personeli sayımızın 2010 yılındaki 74.000’den 2023 yılında 300.000’e çıkarılması hedeflenmiştir. Üniversitelerimiz,  araştırmacıların yetiştirilmesinde ve ülkemizin teknoloji kapasitesinin artırılmasında çok önemli bir role sahiptir. Bu çerçevede, 2002 yılında 76 olan üniversite sayımızı 2011 yılı sonu itibarıyla 89 ilave yeni üniversiteyle 165’e çıkarmış bulunmaktayız.

Bu amaçlara yönelik olarak Bakanlığımız tarafından kamu araştırma kurumları ile üniversitelerimizde büyük ölçekli araştırma altyapıları desteklenmeye devam edilmektedir. Bu altyapılar ile kamu ve özel sektörün ihtiyaçlarını göze alan ve çok disiplinli araştırma faaliyetlerinin yürütüleceği araştırma merkezlerinin oluşturulması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, 2003 - 2011 yılları arasında ülkemizde 161 adet tematik ileri araştırma merkezi ve 75 adet merkezi araştırma laboratuvarı desteklenmiş olup bunlardan 63 adet tematik araştırma merkezi ve 6 adet merkezi araştırma laboratuvarı tamamlanmış bulunmaktadır. 2012 Yılı Yatırım Programında ise üniversitelerin Ar - Ge projelerine yaklaşık 454 milyon TL; TÜBİTAK’ın Ar - Ge destekleri ile diğer kamu kurumlarının Ar - Ge projelerine ise yaklaşık 1,3 milyar TL ödenek tahsis edilmiştir. Böylece toplam kamu kesimi AR - GE yatırımları 1,754 milyar TL olmuştur.

Üniversitelerde ve kamu araştırma kurumlarında kurulmasını desteklediğimiz merkezlerimiz, hiç şüphesiz ki üniversite - sanayi iş birliği yoluyla katma değeri yüksek ürünler üretilmesine önemli katkılarda bulunmaktadır. Ancak, zaman zaman bu merkezlerin verimliliği ve etkinliği sorgulanmaktadır.

İşte bu maksatla kurulan bu merkezlerin daha etkin ve sürdürülebilir olmasına yönelik olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla, üniversitelerimizle ve özel sektör temsilcileri ile iş birliği içinde bir yönetim modeli oluşturma çalışmalarımız son aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Planladığımız modelle merkezlerin özel sektörle iş birliği içinde kurulabilmesi, merkez yönetimlerinde özel sektörün yer alması ve bu merkezlerin özel sektörle iş birliği içinde işletilmesi mümkün olabilecek; kurulacak bir izleme ve değerlendirme sistemi ile merkezlere performansa dayalı kaynak aktarımı yapılacaktır. Dolayısıyla performansı yüksek olan merkezler daha fazla desteklenecektir.

Değerli katılımcılar, hepimizin bildiği üzere, Ar - Ge çalışmalarının ürüne dönüştürülmesi konusu da son derece önemlidir. Ülkemizde bu alanda bir başka eleştiri konusu da budur. Yani, Ar - Ge sonuçlarının ürüne dönüşmesi ve ticarileşmesi konusudur. Bu konuda en önemli aktör de özel sektördür. Özel sektör tarafından gerçekleştirilen Ar - Ge harcamalarının toplam Ar - Ge harcamalarına oranı 2003 yılında yüzde 23,2 iken bu oran 2009 yılında yüzde 47,4’e yükselmiştir. Son dönemde sağlanan desteklerin de etkisiyle ülkemizde özel sektör Ar - Ge yatırımlarında ve üniversite - sanayi iş birliğinde önemli gelişmeler görülmekle birlikte bu alanda sağlanacak destekler ve yapılacak çalışmalar büyük önem taşımaktadır. 

Bildiğiniz üzere, hükümetimiz 2023 yılı için ihracat hedefini 500 milyar dolar olarak belirlemiş bulunmaktadır. Şüphesiz ki; bu hedefe ulaşmak için sanayimizin bir sıçrama yapması; yüksek katma değerli bir yapıya dönüştürülmesi ve bu dönüşümün ihraç ettiğimiz ürünlere de yansıtılması gerekmektedir. Bu noktada, kamunun yanı sıra siz değerli sanayicilerimize, sektör kuruluşlarına ve üniversitelerimize önemli görevler düşmektedir.

Bugüne kadar üniversitelerimizde Ar - Ge altyapısının kurulması yönünde büyük ilerlemeler sağladık. Bugün ise en öncelikli hedefimiz üniversiteler ile sanayicilerimiz arasındaki bağın ve ilişkilerin kuvvetlendirilmesidir.

Bu kapsamda, sanayicilerle üniversiteyi bir araya getiren bu yenilikçilik merkezi projesini memnuniyetle karşıladığımızı, takdir ve tebrik ettiğimizi belirtmek isterim. Kalkınma Bakanlığı olarak bizler de sanayicilerimizin teknoloji kapasitelerinin ve yenilikçilik seviyelerinin artırılması için daha esnek, sanayiciyle bire bir iletişim kurabilen bu tür ara yüzlerin oluşturulması gerekliliğine inanıyoruz. 

Ankara’da Ar - Ge, Teknopark, Kuluçka Merkezleri gibi yapılanmalar mevcut olmasına karşılık; özellikle sanayi sektörüne yönelik “Yenilikçilik Merkezi” adı altında, bu fonksiyonları yerine getirecek bir merkez bulunmamaktadır. İşte bu proje bölgede ve hatta ülkemizde böylesi bir boşluğu dolduracak ve bu anlamda çok önemli bir görev üstlenecektir. O açıdan bir kez daha Ankara’nın en büyük OSB’si olan Başkent OSB yönetimini ve paydaşları kutluyoruz. Tabiki Kalkınma Ajansı ve Gazi Üniversitesi’ne teşekkür ediyoruz. Bu merkezin Ankara ve bölgedeki diğer OSB’lere de hizmet vermesini ve öncü olmasını bekliyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle projenin hayırlı olmasını diliyor, tüm katılımcılara selam ve saygılarımızı sunuyoruz.
 
 
 
 
 
 
    Her Hakkı Saklıdır