anasayfa anasayfa anasayfa anasayfa anasayfa  
• Avrupa Birliği Sayısal Gündem Etkinliği
Değerli Konuklar, Kamu, Özel Sektör, Sivil Toplum Kuruluşları ve Basınımızın Değerli Temsilcileri,
 
Ülkemizin ve Avrupa Birliği’nin gündeminde önemli bir yer tutan bilgi toplumuna dönüşüm konusunda düzenlenen bu Konferans vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu belirterek sözlerime başlamak istiyorum.
 
Bilgi toplumuna dönüşüm, tüm dünyanın gündeminde olan, toplumsal ve köklü bir değişimi ifade etmektedir. Bilgi toplumuna dönüşümü diğer alanlarda yaşanan değişim süreçlerinden ayıran özellik, herhangi bir alan ya da konu ile sınırlı olmaması, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi alanlarda etkilerinin hissediliyor olmasıdır. Bu dönüşüm varlığını, temel olarak, bilgi ve iletişim teknolojilerinin son 20 yıldaki muazzam gelişimine borçludur. 
 
Bugün, tüm dünyada akıllı insanlara ve akıllı çözümlere ihtiyaç vardır. Geliştirilen çözümlerin ortak paydasını ise bilgi ve iletişim teknolojileri oluşturmaktadır. Bunun en yakın ve en kapsamlı örneklerinden biri de Avrupa 2020 Stratejisi’dir. AB ekonomisini; istihdamın, verimliliğin, ekonomik ve sosyal uyumun yüksek olduğu, akıllı, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomiye dönüştürmeyi amaçlayan Avrupa 2020 Stratejisi, 2010 yılından bu yana uygulanmaktadır. Strateji kapsamındaki 7 temel girişimden biri, bugün bizi bir araya getiren Avrupa için Sayısal Gündem Girişimi’dir. 
 
Genel olarak bakıldığında, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşüm yönündeki çabalarının, Avrupa Birliği’nde yaşanan süreç ile paralellik arz ettiği görülecektir. 2001 yılında başlatılan e-Türkiye Girişimi, Avrupa Birliği’nin e-Avrupa Girişimi’nin ülkemizdeki yansıması olarak ortaya çıkmıştır. 2003 yılından itibaren uygulanmaya başlanan e-Dönüşüm Türkiye Projesi, bütün yönleriyle bir bilgi toplumuna dönüşüm projesidir. Aynı dönemde, Avrupa’da da i2010 Girişimi başlatılmıştır. e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin en somut adımı ise, Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’nın hazırlanması olmuştur. 
 
2006-2010 döneminde uygulanan Bilgi Toplumu Stratejisi’nde ifade edilen bilgi toplumuna dönüşüm vizyonu; “bilim ve teknoloji üretiminde odak noktası olmayı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanımını, Türkiye’nin küresel rekabette başarılı ve daha yüksek refah düzeyine ulaşmış bir ülke olması” yönündedir. Bu vizyonun kritik bileşenleri; Ar-Ge kapasitesinin artırılması ve teknoloji kullanımının katma değerli ürünler üretecek şekilde toplumun her kesimine yaygınlaştırılmasıdır. 
 
Ar-Ge kapasitesinde Türkiye’de dikkate değer gelişmeler yaşanmaktadır. GSMH ve kişi başına milli gelir artışında yaşanan olumlu gelişmeleri, özellikle Ar-Ge faaliyetlerine de taşımak hedefindeyiz. 2002 yılında milli gelir içinde Ar-Ge payı binde 53 iken, 2009 yılı itibarıyla binde 85’e çıkmıştır. Ama aynı dönemde milli gelirimiz yaklaşık 3 kat artış göstermiştir. Dolayısıyla, Ar-Ge faaliyetlerindeki artış eğiliminin mutlaka sürdürülmesi gerekmektedir. Bu alanda 2023 yılı hedefimiz milli gelir içindeki payın yüzde 3 seviyesine yükseltilmesidir.
 
Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojileri pazar büyüklüğü de son 10 yılda 2 kattan fazla artış göstermiştir. Halen, Türkiye’de bu alandaki pazar büyüklüğü 25 milyar dolar civarındadır. Genişleyen pazar imkânlarının yanı sıra, Türkiye’nin doğu ile batı arasında veri trafiği köprüsü kurmuş olması, gelişmiş bir altyapıya sahip olan Türkiye’nin bulut bilişim gibi yeni teknolojiler ile hizmet sunumu imkânlarını artırması ve bütün bunların bir sonucu olarak da yazılım ve hizmetler alanında nitelikli insan gücünün giderek daha bulunur hale gelmesi Türkiye’yi bölgesinde bir cazibe merkezi yapacaktır. 
 
Pazar imkanlarına benzer şekilde, Türkiye’deki vatandaşların ve girişimlerin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım oranları da son 10 yılda büyük bir hızla artmıştır. 2002 yılında sadece yüzde 5,7 olan bilgisayar kullanım oranı yüzde 46,4’e yükselmiştir. İnternet kullananların oranı da yüzde 3,7’den yüzde 45’e çıkmış, yani 12 kat artmıştır. Girişimlerde ise bilgisayar ve internet kullanımı yüzde 90’ları geçmiştir. 
 
Geleceğin kamu yönetiminin temel aracı olarak gördüğümüz e-devlet konusunda da önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye, tüm AB üyesi ülkelerin birlikte karşılaştırmaya tabi olduğu e-devlet hizmetleri araştırmalarında AB ortalamalarının ya üzerinde ya da çok yakınında yer almaktadır. Özellikle özel sektöre yönelik pek çok kamu hizmetinin elektronik sunumunda erişilen seviye yüzde 100’e ulaşmış bulunmaktadır. Vatandaşlara yönelik hizmetlerde ise ortalama yüzde 85 olgunluk seviyesine ulaşılmıştır. Bugün, Türkiye’de her 7 kişiden biri, 7 gün 24 saat, bütünleşik kamu hizmeti sunan e-devlet ana kapısının kayıtlı kullanıcısıdır.  
 
Değerli Konuklar,
 
Yukarıda özetlediğim gelişmelerin pek çoğu e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin geniş yelpazesi ve vizyonu sayesinde gerçekleştirilmiştir. Hükümetimiz, başından beri e-Dönüşüm Türkiye Projesi’ne ve bilgi toplumuna dönüşüm çalışmalarına özel önem vermektedir. Projenin ulusal düzeyde koordinasyonu görevi ise ülkemizin en önemli bilgi birikimine sahip kuruluşlarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatına verilmiştir. Devlet Planlama Teşkilatımız, bir yıl kadar önce Kalkınma Bakanlığı’na dönüştürülerek daha üst düzeyde bir kurumsal yapıya kavuşturulmuştur. 
 
Kalkınma Bakanlığı, bugüne kadar hazırladığı ve ülke çapında koordine ettiği bilgi toplumuna dönüşüm eylem planları ve Ulusal Bilgi Toplumu Stratejisi’nden sonra, yeni bir ulusal stratejinin hazırlık çalışmalarına başlamıştır. 2013 yılından itibaren uygulanması öngörülen yeni bilgi toplumu stratejisi, başta ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, dünyadaki eğilimlere de uygun olacak şekilde hazırlanacaktır. 
 
Bakanlığımızın, yeni bilgi toplumu stratejisinin hazırlık sürecinde, Avrupa Birliği’nin bilgi toplumuna dönüşüm vizyonunu ve bu konudaki planlarını, hiç şüphesiz, önemle göz önünde bulunduracaktır. Bu Konferans kapsamında yapılacak olan tartışma ve değerlendirmeleri de bu bakımdan son derece önemsediğimi bir kez daha vurgulamak istiyorum. 
 
Türkiye’nin, tarihi, ekonomik ve sosyal bağlarla bağlı olduğu Avrupa ile olan yakın ilişkileri bilgi toplumuna dönüşüm ile ilgili çalışmalarda da sürmektedir. Türkiye, bugüne kadar Sayısal İçerik, IDA I ve II ile IDABC programlarına katılım sağlamıştır. Son olarak, Avrupa Birliği’nin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Politika Destek Programı'na 2009 yılında katılmış ve oldukça önemli bir başarı göstermiştir. Program kapsamında, 2010 yılında ülke çapında elde edilen yüzde 88 geri dönüş oranı, 2011 yılında yüzde 163 seviyesine ulaşmıştır. Ulaşılan bu oran, bilişim alanında yürütülen AB programlarında ülkemiz tarafından bugüne kadar elde edilmiş en büyük geri dönüş oranıdır. Ulusal koordinasyonu Kalkınma Bakanlığımız tarafından yürütülen Program'da başvuru sayısı ve mali geri dönüş oranının yüksekliği, Türkiye'nin bilişim alanında AB üyesi ülkelerdeki ortaklarla işbirliği geliştirme ve proje uygulama konusundaki başarısını göstermektedir. 
 
Değerli Konuklar,
 
Sözlerime son vermeden önce, Avrupa için Sayısal Gündem Girişimi’nden elde edilen deneyimleri bizlerle paylaşmak için ülkemize gelen konuklara bir kez daha teşekkür ediyorum. 
 
Konferansın düzenlenmesine katkıda bulunan Bakanlığımız ile Avrupa Birliği Bakanlığına, Avrupa Komisyonu’ndan konuklarımıza ve Dijital Türkiye Platformu ile özel sektör kuruluşlarımıza teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
    Her Hakkı Saklıdır